16 Kasım 2011 - 20:30

Allah’ın adıyla Arap birliği Amerika’nın isteği üzerine Suriye’nin Arap Birliği üyeliğini askıya aldılar. Amerika ve batı tarafından köşeye sıkıştırılmaya çalışılan Suriye hükümetine son darbeyi vurabilmek için gerici Arap rejimleri harekete geçtiler. Her taraftan Suriye’ye saldırmaya başladılar. Bu aşamalarda Türkiye hükümeti de elinden geleni yaptı ve yapmaya devam ediyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-  Arap Birliğinin kararından sonra adeta Suriye hükümetine herkes elinden gelen darbeyi vurmaya çalışıyor. Bir kavgada yere düşürülen kişiye elinden gelen herkesin bir tekmede benden olsun misali saldırılara şahit oluyoruz. Başta dışişleri olmak üzere, üst düzeyden her yetkili Suriye hükümetine darbeler vurması, kelimenin tam anlamıyla herkesin çullandığı kimseye kabadayılık yapmak, utanç verici bir tutum olarak görülmektedir. Dünya egemenleri ve işbirlikçilerinin tamda yüklendiği Suriye hükümetine yüklenmek, havalı çağrılarda bulunmak bir vatandaş olarak yüzümüzü kızartmaktadır. Dünyanın kabadayısı Amerika’ya, siz Suriye’ye vururken bizde boş durmadık demeye getirmeler ve buradan ne elde ederim demeler kahredici politikalardır.

Köşeye sıkıştırılan Suriye hükümetine, ülkenizde bizler nasıl protesto ediliyoruz diye efelenmekte neyin nesi? Sizler Suriyeli muhaliflerle (Suriye’nin teröristleriyle) istediğimiz toplantıları yaparken, “Suriye bize karşı yanlışlığı aklından geçirmesin” demek hangi ahlakla izah edilecek. Bu yapılanlar tarihin hafızasına kayıt düşmektedir. Temiz vicdanlar, Büyük Şeytanla aynı safta savaşarak, niyetlerinizin insani olduğunu iddialarınızı affetmeyecektir.

Kardeş Esad’a böylesine yüklenmek ciddi anlamda ele alınması gereken bir davranış biçimidir. Kardeş dediğiniz hangi ülke ilerde sizin ne yapmayacağınızı nasıl düşünsün? Sahi Suriye konusunda bu kadar zikzak çizen bir anlayışa dünyada güvenecek bir ülke kalabilecek mi? Yakın zamanda elde etmeyi tasarladığınız ne varsa bunlar geçici şeylerdir. Belki de elinize hiçbir şey geçmeyecektir. İlkesiz ve tutarsızlığın ise asla telafisi olmayacaktır.

Türk dış politikası, Suriye konusunda İslam ümmetinin bire bir büyük şeytan Amerika ve gasıp İsrail’e karşı mücadele eden çağın yüz aklarını yanıltmıştır.bu Müslümanları yanıltmanın vebalini hiçbir pişmanlık temize çıkaramaz. Bunun vebalinden iki cihanda da kurtulamayacaktır. Büyük şeytanla Suriye hükümetini yıkacakları gün, çat yaparak bayram yapmayı hedefliyorlar. Bu arzularının kursaklarında kalacağı günlerde belki de çok uzaklarda olmayacaktır.

Dışişlerinin Suriye konusunda özgün bir anlayış ve yaklaşımı görülmemektedir. Müttefikimiz Amerika’nın bölgeyi düzenlemesiyle beraber bizlerde bir şeyler kazanabilir miyiz düşüncesiyle hareket edildiği gözlemlenmektedir. Bu sonuca varmada Amerika’yla işbirliğinde olan dini yapılanmanın etkisi olduğunu rahat bir şekilde ifade edebiliriz. Amerika bu dini yapılanmalara ortak düşmanın İslami İran olduğunu öğretmiştir. Bu yapılar bunu canı gönülden kabul ettikleri için Amerika’dan daha istekli hale gelmişlerdir. Bu istekli hallerini şeytan öyle bir süslemiş ki, cehaletinde tesiriyle cihada gider gibi gayret etmeye başladılar. Amerika ile aynı kulvarda olmanın zilleti, maalesef ki İslamcıları da içerisine alabilmiştir.

Birçok bilinçli Müslüman’ın da her şeye rağmen başbakanın kişiliğine bağladıkları ümitler boşa çıkmıştır. Başkalarının tesirinin güç olacağı ve bildiği doğrulardan taviz vermeyeceğine dair kanaatler maalesef ki hayal kırıklığına dönüşmüştür.

İsrail konusunda Türkiye’nin geçmişinde söylenmeyen bazı sözleri söylemek ülkemiz şartlarında ileri bir adım olarak ele alınabilirdi. Gelinen noktada Suriye’ye yönelik politikaların en fazlada Gasıp İsrail’i memnun edecek olması, İsrail’e yönelik kurulmuş cümleleri de yeniden değerlendirme gereğini açığa çıkarmaktadır.

Ülkemiz, Suriye hükümetinin yıkılmasında belki etki sahibi olabilir ama Suriye’nin geleceğini asla belirleyemez. Olası bir hükümet değişikliğinde Suriye’nin geleceğini Amerika, İsrail ve gerici Arap rejimleri belirler. Eğer Suriye’de muhalifler işbaşına geçirilirlerse dökülecek kanın hesabı olmaz. Bu kanın akmasına sebep olanların hem dünya hem de ahretlerini harap eder. Suriye’de şimdiye kadar akan kanın birinci mesulleri de Suriye muhalefetini destekleyenlerdir. Eğer bu destek olmasaydı silahlı mücadele olmayacak ve kanlarda akmayacaktı.

Şia ile ilgili cehalet ve milliyetçi yaklaşımlar ümmetin aydınlık olacak geleceğine en büyük darbelerdir. Bilmediğimiz Şiilik, yanlış hesap ve planlarımızın nedeni olur. Bu cehalet, şer odaklarıyla birlikte hareket etmeye sizleri götürür. Yeter ki Şii hilali oluşmasın diye. Zamanımızda yaşayanların cehaletlerinin de ne insanlar nede Allah katında mazereti olamaz. Çünkü bu zamanda tanıma konusunda hüccet tamamlanmıştır. Bazı yüzlere bakmak bile birçok şeyi anlamaya yeterde artar.

Amerika Arap baharını Suriye üzerinden kışa çevirmek istemektedir. Böylece Suud ve işbirlikçi Arap rejimlerini de kurtarmayı hedeflemektedir. Hedeflerinin boşa çıkacağı ve Suriye’de işlerinin kolay olmayacağını göreceklerdir.

Hüseyin TAŞ